Sifû'lBahr Seferi
"O, Allah'ın sizin için denizden çıkardığı bir rızıktır."buyurdu ve ilâve etti:
"Yanınızda, o balığın etinden bir şey varsa, bize de yedirseniz!.."
Gel, ey Muhammed, bahardır... Dudaklar arasında saklı Aminlerimiz vardır!... Hacdan döner gibi gel Mi'raç'dan iner gibi gel Bekliyoruz yıllardır! Arif Nihad Asya
"O, Allah'ın sizin için denizden çıkardığı bir rızıktır."buyurdu ve ilâve etti:
"Yanınızda, o balığın etinden bir şey varsa, bize de yedirseniz!.."
Etiketler: Balık, Deniz Sahili, Hz. Ömer (r.a.), İmtihan, Mücâhid, rızık, rızk, Savaş, Sefer, Sifû'lBahr, yemek
"Babama gittim; fakat evde yoktu. Hz. Aişe: "Geldiğinde ben haber veririm." dedi, ben de geri döndüm.
"Ya Fâtıma, Allah'tan kork ve Allah'a karşı vazifende kusur etme! Allah'ın omuzuna yüklediği farzları hakkıyla yerine getir. Kocana da daima sadık ve itaatkâr ol! Onun hakkını da gözet! (Yani, senin iki vazifen var: Allah'a karşı kulluk etmek ve sonra da kocana itaatte bulunmak.)
Sana ayrı bir şey daha söyleyeyim. Yatağına girmek istediğin zaman, otuz üç defa "Sübhanallah", otuz üç defa "Elhamdülillah", otuz üç defa da "Allahüekber" de.[1] İşte bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır."
Kaynak : Sonsuz Nur, İnsanlığın İftihar Tablosu, Cilt 2, M. Fethullah Gülen, Nil Yayınları, Mart 2005
Etiketler: Dua, Hizmetçi, Hz. Aişe (r.a.), Hz. Ali (r.a.), Hz. Fâtıma (r.a.), itaat, koca, sadık, sıdk, tesbih
"Ey filân! Seni çok üzgün ve sıkıntılı görüyorum."Adam:
"Evet, doğrudur. Filân adamın benim üzerinde velâ hakkı vardı; beni, belirli bir bedel karşılığında kölelikten hürriyete kavuşturmuştu. Benim ise, şu kabirde yatan zatın hürmetine yemin ederim kji, O'nun benden alacağını ödeme gücüm yok." dedi.İbn Abbas:
"Senin için onunla konuşayım mı?" diye sordu.Adam da
"Sen bilirsin, istersen konuş." dedi.İbn Abbas, terliklerini ayağına geçirdi ve mescitten çıktı. Adam dedi ki:
"İtikafta olduğunu unuttun mu yoksa?"İbn Abbas:
"Hayır, unutmadım. Ancak, bu kabrin sahibi Efendimizin: 'Kim bir Müslüman kardeşinin işi için koşturur ve ihtiyacını görürse, ona on yıl itikaf etmekten daha büyük mükafat vardır. Kim Allah rızası için bir gün itikafta kalırsa, Allah, onunla cehennem arasına, güneşin doğduğu yer ile battığı yer arasındaki mesafeden daha geniş olan üç hendek koyar.' dediğini duymuştum." (1)
Etiketler: Allah rızası, Hz. İbn Abbas (r.a.), itikaf, koşuşturmak, kölelik, mescid, Mescid-i Nebevi, velâ, yardım
-'Kalk, yâ Ebâ Tûrâb!' diye seslendi.
Etiketler: evlilik, Hz. Ali (r.a.), Hz. Fâtıma (r.a.), İman, mescid, Vefa
“Bizim galebe çaldığımız devri gözet; ve işte bize, o zaman gel!”Ebu Zerr (ra), Hayber’in fethinden sonra gelir ve Allah Resûlü’ne dehalet eder. Hâlbuki o, daha Mekke döneminin ilk yıllarında Müslüman olmuştur.[1] Ebu Zerr (ra) âbiddi, zahitti.[2] Ebu Zerr, bugünün içtimaîyatçılarının aklını döndürecek şekilde içtimaî adaletçi; hatta sosyalist yazarlara göre, ilk sosyalizm düşüncesini ortaya atan insandı. -Bu düşünceleri onların olsun- Yani fakirlik ne demektir? Fakirliğe karşı savaş nasıl verilir? Bunu ilk ortaya atan kahraman Ebu Zerr’dir. Aynı zamanda o, cennetin kendisine müştak olduğu insanlardan biridir.[3] Bütün bunlara rağmen bir gün Allah Resûlü’ne geldi ve şöyle dedi:
“Bana da bir imaret ver Ya Resûlallah!”Yani, bir ordunun başında kumandan veya bir vilayetin başında vali olayım. Bir yerde beni de vazifelendir. Allah Resûlü ona şu cevabı verdi:
“Sen zayıfsın bu işler çok ağırdır Ya Ebâ Zerr! Böyle bir vazifeye talib olma. Bu vazife ona talib olana verilmez!”[4]
“Benim gökte iki, yerde iki vezirim var. Göktekiler Cebrâil ve Mikâil; yerdekiler de Ebu Bekir ve Ömer’dir.”[5]
“Sen zayıfsın, bu iş ise ağırdır.” der ve ona imaret vazifesi vermez.
Etiketler: Hz. Ebû Bekir, Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), imaret, Sonsuz Nur, vazife