Vefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2008 Cumartesi

Toprağın Babası

Resûlü Kibriya Hazretleri, kızı ve damadını zaman zaman ziyaret eder, onların hal ve hatırlarını sorardı. Hz. Ali'nin evde olmadığı bir sırada yine hanelerine teşrif buyurmuştu. Gözleri Ali'yi bulamayınca, evde olmayışının sebebini sorup, durumu kızı Fâtıma'dan öğrenmişti. Aile hayatı ya, Fâtıma ile aralarında bir anlaşmazlık zuhûr etmiş ve Ali de, çözümü zamana yaymak için evden ayrılmıştı. Dizinin dibinde yetiştirdiği damadının üzülmesine Allah Rasûlü de razı değildi. Aradaki zaman uzamadan problem çözülmeli ve küçük şeylerin, saâdetin üfül üfül tüllendiği büyük yuvaları zedelemesine müsaade edilmemeliydi.

Kalktı ve arkasından O'nu aramaya çıktı. Geceleri de gündüzleri kadar aydın olan bir iman kahramanı nereye gidebilirdi? Tahmin ettiği gibi Hz. Ali mesciddeydi; yere uzanmış ve uyandırmak için mübarek ayaklarının ucu ile dokundu ilk önce... Ve ardından yüzüne şefkatle bakıp iltifat dolu bir ses tonuyla;


-'Kalk, yâ Ebâ Tûrâb!' diye seslendi.

Bu bir lâtifeydi ve 'toprağın babası' anlamına geliyordu. Zira başını yastık diye koyduğu toprak, yüzünde izler bırakmış ve tane tane yuvarlanıp üzerinden dökülüyordu. O'nun bu iltifatından o kadar hoşlanmıştı ki, kendisine 'toprağın babası' anlamında Ebu't-Türâb denilmesinden ayrı bir haz duyar olmuştu.

11 Ocak 2008 Cuma

Aman Allah'ım Hâle Gelmiş!

Bir defasında Allah Rasûlü, Hz. Hatice'nin kız kardeşi Hâle'nin, eve girmek için istediğini duymuştu. Sesini ve izin isteme tarzını Hz. Hatice'ye o kadar çok benzetmişti ki, heyecanla ayağa kalkmış ve,

Aman Allah'ım! Bu Huveylid'in kızı Hâle'dir! demişti.
O'nun bu heyecan ve helacanına şahit olan Âişe validemiz ise, kadın fıtratının gereği olarak kıskanıp araya girmiş ve yıllar önce ölüp aralarından ayrılmış birisi için bu kadar ilginin sebebini sormuştu. Bir yönüyle Allah'ın kendisine, ondan hayırlılarını verdiğini ifade ediyor ve bu kadar ilgiyi biraz fazla buluyordu. Belki de Hatice'nin kadrini, bizzat Allah Rasûlü'nin ağzından âleme ilân etmek için bir zemin hazırlamaydı bu..!

Allah Rasûlü ise, duyduklarından hoşlanmadığını îmâ edecek ve;

O'nun gibisi var mıydı? diye başladığı cümlelerini,

Allah'a yemin olsun ki Allah, Bana ondan daha hayırlısını vermemiştir, insanlar küfrederken o Bana inandı. İnsanlar Beni yalanlarken o Beni tasdik etti. İnsanlar mahrum ederken malıyla Beni o destekledi. Ve Allah, onun vesilesiyle Beni evlât olarak rızıklandırdı
şeklinde tamamlayacak ve böyle bir çıkışı tasvip etmediğini ifade edip Hz. Hatice'nin hatırına toz kondurmayacaktı.

Maksat hâsıl olmuştu ya, feraset ve basiret insanı Hz. Âişe validemiz de, hemen affını dileyecek ve daha sonra Hz. Hatice hakkında asla olumsuz bir şey söylememe konusunda söz üstüne söz verecekti. (1)

1 : Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, 23/11; Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, 2/112
Kaynak :
Kadınlık Âleminin Sultanı, Hazreti Hatice. Bekir Burak, Rehber Yayınları 4. Baskı, 2006, sayfa 83

13 Mart 2007 Salı

Unutulmayan Hatıralar

Ancak, onun yokluğu bir hicrandı ve ayrılığı Allah Rasûlü'ne çok dokunmuştu. Kutlu bir göçle Medine'ye hicretine kadar da hep bu hicranla yalnız ve sürekli Hatice'nin hatıralarıyla beraber yaşayacaktı. Âdeta Hatice ölmemiş, yan odada yaşıyor gibiydi. Bir gün yanına gelen bir sahâbî,

"Yâ Rasûlallah! Görüyorum ki, Hatice'nin yokluğundan dolayı sanki üzüntüden iki büklüm gibisin" diyecekti. Doğru söze ne denirdi
"Evet" diye cevapladı ve ardından da
"O, çocuklarımın anası, evimin de hanımefendisiydi...!" buyurdu.

Bir gün, anne Hatice'nin emaneti kızı Fâtıma, babası ve Efendisi Allah Rasûlü'ne;
"Yâ Rasûlallah! Annem Hatice, şimdi nerede?" diye soracaktı. Cevap çok gecikmedi;
"Kamıştan bir köşkün içinde."

Hz.Fâtıma'nın soruları devam ediyordu,
"Şu bildiğimiz kamış mı?"

Dünyadaki malzemelerle ukbânınkiler elbette farklı idi ve kamış da bilinen kamıştan farklı olmalıydı. Onun için Efendiler Efendisi;
"Hayır.. hayır..! İnci, yakut ve mercanlarla bezenip süslenmiş kamış" (1) diyerek annesinin ahiretteki durumunu anlattı kızı Hz.Fâtıma'ya...

O'nun arkasından o kadar üzüntü duymuştu ki, uzaktan müşahade edenler Allah Rasûlü'nün (s.a.s.) başına bir şey geleceğinden endişe duyar olmuşlardı. Bu durum, Mekke kutlu bir fetihle yeniden ve ardına kadar kapılarını açacağı ve Medine'de Âişe validemizle yeni bir yuva kurulacağı ana kadar da devam edecekti.

Efendiler Efendisi, zahiren yalnızdı; yanında sadece Hatice'nin emanetleri kalmıştı. Ancak Kâinatın İftihar Tablosu, her fırsatta Hatice'den söz açıyor ve neredeyse karşılaştığı herkese O'nun faziletlerinden bahsediyordu.

1: Heysemi, Mecmau'z Zevîd, 9/223